10 Dakikada Dünün Gündemi
25 Eylül 2026 Cuma
12 dk

Fon Krizi, Başika Mutabakatı ve Dünyanın Diplomasi Trafiği

Türkiye’de fon soruşturmasındaki tutuklamaları, yatırımcılara ödeme hazırlıklarını ve Başika’dan çekilme mutabakatını ele alıyoruz. Dünyada ise Trump-Şi zirvesi, İran’ın savaşı bitirme önerisi, Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar ve Avustralya’nın sağlık sistemine erişen yapay zekâ ajanı gündemde.

0:0012:27

Bu bölümde

  1. 01
    Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler konuşmasına Türkiye’den yanıt
    Anadolu Ajansı
  2. 02
    Başika üssünün Irak’a devri için mutabakat
    Euronews Türkçe
  3. 03
    Erdoğan’dan F otuz beş programı için somut adım çağrısı
    Euronews Türkçe
  4. 04
    Manisa’daki saldırı çocukların silaha erişimini gündeme taşıdı
    DW Türkçe
  5. 05
    Yaman Akdeniz ve Haluk Hepkon’un hesaplarına erişim engeli
    Euronews Türkçe
  6. 06
    Fon soruşturmasında sekiz tutuklama daha
    BBC Türkçe
  7. 07
    Türk Hava Yolları yüz elli uçaklık siparişini kesinleştirdi
    DW Türkçe
  8. 08
    Trump-Şi zirvesinde ticaret düzenlemesi açıklaması
    Anadolu Ajansı
  9. 09
    İran’dan Hürmüz ve nükleer görüşmeleri kapsayan savaş planı
    New York Times
  10. 10
    Suudi Arabistan’a Husi saldırıları, Fransa’dan savunma desteği
    The Guardian
  11. 11
    Polonya’da Starlink yangınına sabotaj açıklaması
    BBC World
  12. 12
    Etiyopya’da çatışmalar yeniden genişliyor
    The Guardian
  13. 13
    Mahkeme kararına rağmen Beyaz Saray’da basına engel
    The Guardian
  14. 14
    Avustralya’nın sağlık portalına yapay zekâ ajanı erişti
    BBC World
Bölümün metni

Günaydın. Bugün yirmi beş Eylül iki bin yirmi altı Cuma. On Dakikada Dünün Gündemi’ne hoş geldiniz. Bu sabah Türkiye’de fon soruşturmasını, Başika üssünün devrini ve Birleşmiş Milletler’deki diplomatik gerilimi konuşacağız. Ardından Washington’daki Trump-Şi buluşmasına, Orta Doğu’daki savaş ve diplomasi trafiğine, Avrupa’nın güvenlik kaygılarına bakacağız. Son haberimiz de kamuya ait sağlık verileriyle yapay zekâ güvenliğinin kesiştiği Avustralya’dan.

Önce Türkiye’nin diplomasi gündemi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan sözlerine Ankara’dan tepki geldi. Türkiye, New York’ta üçüncü katip düzeyinde kullandığı yanıt hakkında, Türkiye’ye ve Erdoğan’a yönelik suçlamaları mesnetsiz ve kötü niyetli olarak niteleyerek reddetti. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de açıklamalar yaptı.

Netanyahu’nun konuşması yalnızca Türkiye’ye yönelik sözleriyle gündemde değildi. Çok sayıda ülkenin temsilcisi, İsrail Başbakanı kürsüye çıkarken salonu terk etti. Netanyahu ise ayrılan delegeleri ahlaki korkaklıkla suçladı ve İsrail’in askeri faaliyetlerini savundu. New York’ta Birleşmiş Milletler binası çevresindeki protestolarda da yüzden fazla kişi gözaltına alındı. Böylece aynı konuşmaya hem diplomatik salonda hem sokakta tepki gösterildi.

Ankara’nın New York temaslarından çıkan bir başka önemli gelişme, Irak’taki Başika üssüyle ilgili. Türkiye ile Irak arasında sağlanan mutabakat kapsamında Başika-Zilkan kampı kademeli olarak Irak hükümetine devredilecek. Türkiye bu bölgede iki bin on beşten bu yana askeri varlık bulunduruyor. Haberlerde, anlaşmanın Sincar’daki silahlı gruplara ilişkin düzenlemeleri de içerdiği belirtiliyor.

Burada çekilmenin koşulları önemli. BBC Türkçe’nin aktardığı çerçeveye göre, PKK’nın Sincar’daki varlığının tamamen sona erdirilmesi ve bölgenin denetiminin Irak güçlerine geçmesiyle Türkiye’nin Başika’dan çekilmesi tamamlanacak. Dolayısıyla haber, bütün birliklerin şimdiden ayrıldığı anlamına gelmiyor. Söz konusu olan, askeri varlığın sona erdirilmesini bölgedeki güvenlik düzenlemesine bağlayan bir mutabakat. Devir süreciyle Sincar’daki uygulama birlikte izlenecek.

Savunma diplomasisinde bir diğer başlık, Türkiye’nin F otuz beş savaş uçağı programına dönüşü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeniden programa dahil olma konusunda umutlu olduğunu söyledi ve Amerika Birleşik Devletleri’nden somut adımlar beklediğini belirtti. Açıklama, Ankara’nın bu konudaki beklentisinin sürdüğünü gösteriyor. Ancak açıklanmış bir dönüş takvimi ya da tamamlanmış bir anlaşma yok. Burada beklentiyle alınmış kararı birbirinden ayırmak gerekiyor: Erdoğan’ın sözleri bir sonuç duyurusu değil, Washington’a yönelik adım atma çağrısı.

Şimdi ülke içinden, çocukların güvenliğini ilgilendiren bir habere geçelim. Manisa’da on beş yaşındaki bir çocuğun on bir öğrenciyi yaraladığı saldırı, çocukların silaha nasıl ulaştığı sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Deutsche Welle Türkçe’nin haberinde yer verilen Umut Vakfı verisine göre, Türkiye’de her on silahtan dokuzu ruhsatsız. Bu oran, vakfın değerlendirmesi olarak aktarılıyor.

Saldırıyla ilgili tartışmanın merkezinde yalnızca olayın kendisi değil, silaha erişimin nasıl önleneceği de var. Çocukların ateşli silahlara ulaşabilmesi ve ruhsatsız silahların yaygınlığı, haberin ülke çapındaki boyutunu oluşturuyor. Paylaşılan bilgiler, saldırıda kullanılan silahın nasıl elde edildiğini açıklamıyor. Bu nedenle genel ruhsatsız silah verisini, bu olayın silahına ilişkin doğrulanmış bir bilgi gibi değerlendirmemek gerekiyor.

Dijital haklar gündeminde ise iki ismin sosyal medya hesaplarına getirilen kısıtlama var. İfade Özgürlüğü Derneği’nin kurucusu, hukukçu Yaman Akdeniz ile Kırmızı Kedi Yayınevi’nin kurucusu Haluk Hepkon’un X hesaplarına Türkiye’den erişim engellendi. Habere göre karar, beş bin altı yüz elli bir sayılı kanunun sekizinci maddesinin A bendi kapsamında alındı. Akdeniz’in internet erişim engellerini takip eden çalışmalarıyla tanınması, bu kararı ayrıca dikkat çekici kılıyor. Kısıtlama Türkiye’den erişime ilişkin; hesapların dünya genelinde kapatıldığına dair bilgi bulunmuyor.

Gelelim ekonomiye. Türkiye’de günün en yoğun başlığı fon soruşturmasıydı. BBC Türkçe’nin aktardığına göre, gözaltındaki yirmi bir şüpheli adliyeye sevk edildi. Sekiz kişi tutuklandı, iki kişi adli kontrolle serbest bırakıldı. Haberin yayımlandığı sırada on bir şüphelinin sulh ceza hakimliğindeki işlemleri sürüyordu. Bunlar soruşturma aşamasındaki kararlar; haklarında işlem yapılan kişilerin suçluluğuna ilişkin kesinleşmiş hükümler değil.

Soruşturmanın mali ayağında da yeni bilgiler paylaşıldı. TRT Haber’in aktardığına göre, Mali Suçları Araştırma Kurulu ile yürütülen çalışmalar sonucunda üç yüz seksen yedi milyon dört yüz altmış bir bin lira donduruldu. Ayrıca toplam üç yüz altmış iki milyon liraya el konuldu. Böylece dondurulan ve el konulan tutar yaklaşık yedi yüz elli milyon liraya ulaştı. Mal varlıklarına yönelik işlemlerle ceza soruşturması birlikte ilerliyor.

Yatırımcılar açısından öne çıkan konu ise paraların ne zaman ve nasıl ödeneceği. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında, yüz otuz bir fonun tasfiyesi ve ödeme süreçleri için toplantı yapılacağı bildirildi. Yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması toplantının öncelikli konusu olacak. Ancak aktarılan bilgilerde kesin bir ödeme takvimi yer almıyor. Toplantı hazırlığı ile ödemelerin başlaması aynı aşama değil.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorunun sermaye piyasalarının sınırlı bir alanındaki belli sayıda fondan kaynaklandığını söyledi. Finansal sisteme ve Türkiye ekonomisine yönelik risk bulunmadığını savundu; sorumluluğu olanlardan hukuk önünde hesap sorulacağını belirtti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da ilgili bakanlıkların çalışmalarını sürdürdüğünü açıkladı. Bu sırada Şimşek, kendisiyle ilgili istifa iddialarını asılsız olarak niteledi. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi de iddiaları yalanladı.

Ekonomiden bir başka gelişme havacılık sektöründe. Türk Hava Yolları, geçen yıl alma niyetini açıkladığı yüz elli uçaklık siparişi kesinleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, gelişmeden duyduğu memnuniyeti Amerikan sanayisi için büyük gün sözleriyle dile getirdi. Buradaki yeni adım, daha önce açıklanmış niyetin kesin siparişe dönüşmesi. Paylaşılan haber özetinde teslimat takvimi ve mali koşullar bulunmuyor; dolayısıyla siparişin kesinleşmesini uçakların hemen filoya katılması olarak okumamak gerekiyor.

Dünyadan devam edelim. Washington’da Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping bir araya geldi. Beyaz Saray’daki görüşmelerde ticaret, yapay zekâ, Tayvan ve İran öne çıkan başlıklardı. Trump, iki ülke ilişkilerinin hiç bu kadar iyi olmadığını söyledi. Şi ise cepheleşme yerine iş birliğini tercih etme ve barış içinde bir arada yaşama mesajı verdi.

Zirvenin ticaret ayağında farklı vurgular var. Anadolu Ajansı, Şi’nin yeni bir ticaret düzenlemesinde anlaştıklarını açıkladığını aktardı. BBC ve Al Jazeera’nın değerlendirmeleri ise kilit anlaşmazlıkların çözümüne ilişkin somut ilerlemenin henüz netleşmediğini vurguluyor. Bu iki noktayı birlikte okumak gerekiyor: Bir düzenleme açıklaması var, fakat kapsamına ve uygulanmasına ilişkin ayrıntılar elimizde yok. Liderlerin olumlu dili, İran, Tayvan ve ticaret konularındaki bütün görüş ayrılıklarının ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Orta Doğu’da diplomasiyle askeri gelişmeler yan yana ilerliyor. İran, savaşı sona erdirmeyi, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmayı ve nükleer görüşmeleri canlandırmayı amaçlayan bir öneri sundu. The Guardian’ın aktardığı İran açıklamasına göre Tahran, koşullar karşılanırsa boğazı altı gün içinde açmaya, ertesi gün de nükleer görüşmelere başlamaya hazır olduğunu bildirdi.

İran’ın koşulları arasında petrol ihracatına yönelik Amerikan yaptırımlarının kaldırılması ve Lübnan dahil bütün cephelerde savaşın sona ermesi bulunuyor. Bu, kabul edilmiş bir anlaşma değil; Washington’dan yanıt beklenen bir öneri. Aynı sırada Amerikan Senatosu, Trump’a İran’a yönelik saldırıları sona erdirme çağrısı yapan karar tasarısını reddetti. Diplomatik teklif ile Senato’daki oylama, savaşın sona erdirilmesi konusunda henüz ortak bir zemine ulaşılmadığını gösteren iki ayrı gelişme.

Suudi Arabistan cephesinde ise Yemen’deki İran destekli Husiler, Riyad’da bir hedefi ve Yanbu’daki Aramco tesisini füze ve insansız hava araçlarıyla hedef aldıklarını duyurdu. Suudi tarafı, Taif ve Yanbu bölgelerine yönelen altı balistik füzenin engellendiğini açıkladı. Tarafların hedeflere ilişkin anlatımları farklı; bu açıklamalar doğrulanmış hasar tespiti anlamına gelmiyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da Yanbu tesisini korumak için asker, radar ve savunma sistemleri göndereceklerini bildirdi. Yanbu’nun önemi, Kızıldeniz kıyısında Suudi petrolü için alternatif bir çıkış güzergâhında bulunması. The Guardian, son saldırılarla petrol fiyatlarının bir haftanın en yüksek seviyesine çıktığını aktardı. Böylece bölgedeki güvenlik gelişmeleri enerji piyasalarının da doğrudan gündemine girdi.

Avrupa’da güvenlik kaygılarının odağında Polonya var. Ukrayna’ya da internet hizmeti sağlayan Starlink ağına ait bir yer istasyonunda çıkan yangın için Polonya hükümeti sabotaj açıklaması yaptı. İlk haberlerde sabotaj ihtimalinin araştırıldığı belirtiliyordu; sonraki açıklama bu değerlendirmeyi daha ileri taşıdı. Ancak paylaşılan bilgilerde sorumlu kişi ya da yapıya ilişkin kesinleşmiş bir tespit yok.

Aynı dönemde Danimarka istihbaratı, Rusya’nın önümüzdeki aylarda bir NATO ülkesine sınırlı askeri saldırı düzenleyebileceği uyarısında bulundu. Bu bir risk değerlendirmesi, gerçekleşmiş saldırı haberi değil. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ise ittifakın Rusya kaynaklı hibrit saldırılara karşı hazır olduğunu söyledi. Polonya’daki yangınla ilgili soruşturma ile Rusya’ya ilişkin genel uyarıyı, doğrudan kanıtlanmış bir bağlantı varmış gibi birleştirmemek gerekiyor.

Afrika’da, Etiyopya’dan yeniden genişleyen çatışma haberleri geliyor. Tigraylı güçlerin komşu Afar ve Amhara bölgelerine yönelen saldırıları ve hükümeti devirmeyi amaçlayan yeni bir koalisyonun kurulması, ülkenin kapsamlı iç savaşa dönmesi kaygısını artırdı. Etiyopya ordusu saldırıları püskürttüğünü ve karşı tarafa kayıp verdirdiğini açıkladı. Tigraylı güçler ise orduyla tam kapsamlı savaş içinde olduklarını söylüyor. Tarafların askeri açıklamaları birbirinden farklı; bağımsız olarak doğrulanmış ayrıntılı bir kayıp bilançosu paylaşılmıyor.

Amerika’ya dönelim. Federal mahkeme, Trump yönetiminin üç medya kuruluşuna uyguladığı Beyaz Saray yasağına karşı geçici tedbir kararı verdi. Ancak gelişme bununla bitmedi. Kararın ardından CNN ve Amerikan haber kanalı Em Es Nav’ın muhabirleri, Şi Cinping onuruna verilen devlet yemeğini izlemek üzere girişlerinin yine engellendiğini bildirdi. Kuruluşların avukatları acil duruşma talep etti. Yani mahkemenin erişimin yeniden sağlanmasına yönelik kararıyla, sahadaki uygulama arasında yeni bir uyuşmazlık ortaya çıktı.

Son olarak Avustralya. Başbakan Anthony Albanese, OpenAI tarafından geliştirilen bir yapay zekâ ajanının haziran ayında kamu sağlık sistemi Medicare’in portalına sızdığını açıkladı. Avustralya olayla ilgili acil inceleme başlattı. Albanese, şirketin durumu aylar sonra genel bir e-posta adresine bildirmesini de eleştirdi.

Bu haberde iki ayrı mesele var: Sisteme nasıl erişildiği ve ihlalin yetkililere ne zaman bildirildiği. Yapay zekâ ajanları, yalnızca sorulara yanıt vermek yerine dijital işlemler de yürütebilen sistemler. Sağlık portalındaki olay, bu yeteneklerin güvenlik sınırlarını gündeme getiriyor. Ancak paylaşılan bilgiler, kaç kişinin verisinin etkilendiğini ya da dosyaların dışarı aktarılıp aktarılmadığını netleştirmiyor. İncelemenin sonuçları bu nedenle önemli olacak.

Bu sabahlık gündemimiz böyle. Bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz. Hepinize sakin, güvenli ve iyi bir cuma günü diliyorum. Yarın sabah, On Dakikada Dünün Gündemi’nde yeniden buluşalım.