10 Dakikada Dünün Gündemi
24 Eylül 2026 Perşembe
12 dk

Ankara’da istifa, piyasalarda fon krizi, dünyada zirve trafiği

Mansur Yavaş’ın partisinden ayrılması, Manisa’daki okul saldırısı ve fon krizindeki yeni kararlar Türkiye gündeminin ön sırasında. Dünyada ise Trump ile Şi’nin buluşmasını, İran’la diplomasi arayışlarını, Gazze’deki insani durumu ve yapay zekâ için küresel düzenleme tartışmasını ele alıyoruz.

0:0011:40

Bu bölümde

  1. 01
    Mansur Yavaş CHP’den istifa etti
    DW Türkçe
  2. 02
    Manisa’daki saldırı okul güvenliğini gündeme taşıdı
    BBC Türkçe
  3. 03
    Türkiye ve Irak’tan Sincar konusunda ortak açıklama
    Euronews Türkçe
  4. 04
    Erdoğan’dan ABD ile ekonomik işbirliği mesajı
    Anadolu Ajansı
  5. 05
    Fon tasfiyelerinde süre uzatıldı, soruşturmada yeni tutuklamalar
    BBC Türkçe
  6. 06
    Türk Hava Yolları Boeing sipariş anlaşmasını imzaladı
    TRT Haber
  7. 07
    ASELSAN ve ROKETSAN’dan hava savunma sözleşmesi
    TRT Haber
  8. 08
    Küresel büyüme tahmini yükseldi, enerji riskleri sürüyor
    Euronews Türkçe
  9. 09
    Trump ve Şi buluşurken ticaret ateşkesi uzatılıyor
    Al Jazeera
  10. 10
    İran’dan sert mesaj ve diplomasiye açık kapı
    New York Times
  11. 11
    Gazze’de kış öncesi barınma krizi ve yeniden inşa planı
    Anadolu Ajansı
  12. 12
    Polonya’dan Rus helikopterine hava sahası ihlali suçlaması
    BBC World
  13. 13
    Grönland anlaşması ABD’ye iki yeni üs imkânı tanıyor
    BBC Türkçe
  14. 14
    Yapay zekâ yöneticilerinden küresel düzenleme çağrısı
    Al Jazeera
Bölümün metni

Günaydın. Bugün yirmi dört Eylül iki bin yirmi altı Perşembe. Sabah Bülteni’ne hoş geldiniz. Bu sabah Türkiye’de siyasetteki ayrılıkları, okul güvenliğini ve yatırımcıların yakından izlediği fon krizini konuşacağız. Ardından Washington’daki Çin zirvesine, İran’la diplomasi arayışlarına ve Gazze’de kış yaklaşırken ağırlaşan insani koşullara bakacağız. Yapay zekânın nasıl denetleneceği sorusu da gündemimizde.

Önce Ankara. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa etti. Yavaş’ın açıklamasının ardından Ankara’daki bazı ilçe belediye başkanları da partiden ayrıldıklarını duyurdu. Ayrılan belediye başkanlarının sayısı konusunda haber başlıklarıyla ayrıntılar arasında farklılık bulunduğu için burada kesin bir sayı vermiyoruz. Kesin olan, ayrılığın Yavaş’la sınırlı kalmadığı.

Yavaş, istifa açıklamasında başka bir partiye geçişe de kapıyı kapatan ifadeler kullandı. Bundan sonra izleyeceği yol ve olası cumhurbaşkanı adaylığı üzerine değerlendirmeler var. Ancak bunları açıklanmış bir adaylık kararıyla karıştırmamak gerekiyor. Şu aşamada duyurulan gelişme, partisinden ayrılması. Konu hem Ankara’daki yerel siyaset hem de muhalefet içindeki ilişkiler açısından önem taşıyor. Belediye başkanlığı göreviyle parti üyeliği de birbirinden ayrı; haberlerdeki istifa, parti üyeliğine ilişkin.

Manisa’dan gelen haber ise okul güvenliğini yeniden gündemin merkezine taşıdı. Turgutlu’daki İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin dışında salı günü düzenlenen silahlı saldırıda on bir öğrenci yaralandı. Haberlerde saldırganın dokuzuncu sınıf öğrencisi olduğu belirtiliyor. Saldırının önceden planlandığına ve saldırganın daha önce atış talimi yaptığına ilişkin iddialar da bulunuyor. Bu ayrıntıları, soruşturmayla kesinleşmiş sonuçlar olarak değil, haberlerde yer alan iddialar olarak aktarıyoruz.

Saldırı, yedi bakanlığın okul güvenliğini artırmak amacıyla ortak protokol imzalamasından bir gün sonra gerçekleşti. Bu zamanlama, açıklanan önlemlerin okullarda nasıl uygulanacağı sorusunu öne çıkarıyor. Protokolün varlığı kadar, uygulamadaki sorumlulukların ve kurumlar arasındaki koordinasyonun nasıl işleyeceği de önemli. Elimizdeki haber özetleri, yaralı öğrencilerin güncel sağlık durumuna ilişkin ayrıntı içermiyor; bu nedenle durumları hakkında ek bir bilgi veremiyoruz.

Şimdi Türkiye’nin diplomasi gündemine geçelim. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Irak Başbakanı Ali Zeydi’nin görüşmesinin ardından yayımlanan ortak açıklamada, Sincar’da devlet otoritesinin bütünüyle kurulması konusunda anlaşmaya varıldığı bildirildi. Açıklamada, yasaklı yabancı silahlı unsurların bölgedeki varlığına son verilmesi hedefi de yer aldı.

Al Jazeera’nın aktardığına göre Türkiye, Başika üssünün Irak’a kademeli devri konusunda da uzlaştı. Burada iki ayrı boyut var: Sincar’daki güvenlik düzeni ve Başika’daki askerî varlığın devri. Bunları aynı uygulama adımı gibi okumamak gerekiyor. Haberlerde ayrıntılı bir devir takvimi bulunmuyor. Dolayısıyla diplomatik mutabakatı, sahadaki bütün işlemlerin tamamlandığı anlamına gelen bir gelişme olarak aktaramayız. Görüşmenin ortak çerçevesi, iki ülke arasında güvenlik işbirliğinin derinleştirilmesi.

Erdoğan’ın Amerika Birleşik Devletleri’ndeki temaslarında ikili ilişkiler de öne çıktı. Erdoğan, Washington’la stratejik işbirliğinin her alanda geliştiğini söyledi. Siyasi ilişkilerde yakalandığını belirttiği uyumun ekonomik ve ticari ilişkilere de yansımasını istediklerini ifade etti. Amerika’nın Ankara Büyükelçisi Tom Barrack da Erdoğan ile Başkan Donald Trump arasında etkili bir iletişim bulunduğunu belirtti.

Bu açıklamalar, iki tarafın ilişkilere dair değerlendirmelerini yansıtıyor. Somut ekonomik sonuçlarla siyasi beklentileri birbirinden ayırmakta fayda var. Erdoğan ayrıca Amerikalı düşünce kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi. Böylece temasların yalnızca resmî görüşmelerden oluşmadığı, politika çevreleriyle görüşmeleri de kapsadığı görülüyor. Ancak bu buluşmaya ilişkin ayrıntılı bir sonuç açıklaması elimizde yok.

Gelelim ekonomiye. Türkiye’de yatırımcıların en yakından izlediği başlıklardan biri fon krizi. Sermaye Piyasası Kurulu, tasfiyesine karar verilen yüz otuz bir yatırım fonunun tasfiye süresini üç aydan altı aya çıkardı. Borsa İstanbul’da günlerdir süren düşüşün ardından hükümetin piyasalara yönelik önlemleri de gündemde.

Peki süre uzatımı ne anlama geliyor? En sade haliyle, fonların tasfiye işlemleri için ayrılan takvim genişletiliyor. Bu karar tek başına yatırımcıların ne kadar ödeme alacağını ya da her fonun işlemlerinin hangi gün tamamlanacağını göstermiyor. Süre değişikliğiyle yatırımcıların nihai durumunu aynı şey olarak değerlendirmemek gerekiyor.

Krizle bağlantılı adli soruşturmada da yeni tutuklamalar var. BBC Türkçe’nin aktardığına göre tutuklama istemiyle adliyeye sevk edilen on yedi kişiden on dördü tutuklandı, üçü adli kontrolle serbest bırakıldı. Kurul, yirmi bir Eylül’de dokuz şirketin ve yöneticilerinin mal varlıklarını dondurmuştu. Burada da önemli bir ayrım var: Tutuklama, mahkûmiyet kararı değil. Soruşturma sürerken kişilerin suçluluğu hakkında kesin hüküm kurulamaz.

Havacılıkta büyük bir sipariş haberi var. Türk Hava Yolları, Boeing ile yüz elli adede kadar yedi yüz otuz yedi MAX uçağını kapsayan anlaşmayı imzaladı. Siparişin yüz adedi kesin, elli adedi ise opsiyonlu. Anlaşma, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın huzurunda kesinleştirildi.

Toplam sayıyı okurken bu ayrım önemli. Yüz elli uçağın tamamı kesin sipariş değil; elli uçak için ilave alım seçeneği bulunuyor. Haber özetinde teslimat takvimi ve anlaşmanın bedeli açıklanmıyor. Bu yüzden uçakların hangi tarihte filoya katılacağı ya da toplam maliyetin ne olacağı konusunda bir rakam vermiyoruz. Açıklanan gelişme, filo tedarikine yönelik büyük ölçekli bir satın alma anlaşması.

Savunma sanayisinde de ASELSAN ile ROKETSAN arasında bir milyar iki yüz otuz dört milyon iki yüz on bin avroluk sözleşme imzalandı. Sözleşme, hava savunma sistemlerinde kullanılacak alt bileşenlerin tedarikini kapsıyor. Yani haber, tamamlanmış bir sistemin tesliminden değil, sistemlerin üretiminde kullanılacak bileşenlere ilişkin bir anlaşmadan söz ediyor. Tedarikin hangi takvimle yürütüleceğine ilişkin ayrıntı paylaşılmıyor.

Ekonominin dünya tarafında ise büyüme tahmini yukarı çekildi. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü, bu yıl için küresel büyüme beklentisini yüzde iki virgül dokuza yükseltti. Örgüt, İran savaşının yarattığı enerji şokunun beklenenden daha iyi atlatıldığını belirtiyor. Ancak rapordaki riskler ortadan kalkmış değil.

Kalıcı enflasyon, yükselen tahvil faizleri ve çatışmanın uzaması ihtimali görünümü gölgelemeye devam ediyor. Başka bir deyişle, büyüme beklentisinin yükselmesi fiyat baskılarının bittiği anlamına gelmiyor. Örgütün tahmini, dünya ekonomisinin toplamına ilişkin. Tek tek ülkelerin ya da hane halklarının aynı ölçüde iyileşme yaşadığını gösteren bir sonuç olarak okunmamalı.

Dünyadan devam edelim. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, on bir yıl aradan sonra Amerika Birleşik Devletleri’ne resmî ziyaret için gitti. Üç günlük ziyaretin başlangıcında Şi’yi havaalanında Donald Trump karşıladı. Al Jazeera, iki ülkenin ticaret ateşkesini uzatma konusunda anlaştığını aktarıyor.

Zirvenin gündeminde ticaretin yanında yapay zekâ rekabeti ve Tayvan da bulunuyor. Ticaret ateşkesinin uzatılması, iki ülke arasındaki bütün anlaşmazlıkların çözüldüğü anlamına gelmiyor. Ancak ekonomik rekabetin yönetilmesi açısından somut bir gelişme. Dünyanın yakından izlediği bu buluşmada, tarafların ortak açıklamalarıyla henüz sonuçlanmamış görüşme başlıklarını ayırarak ilerlemek gerekiyor.

İran konusunda ise sert açıklamalarla diplomasi mesajları yan yana geliyor. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ülkesinin baskıya boyun eğmeyeceğini ve barışçıl nükleer program hakkından vazgeçmeyeceğini söyledi. Bununla birlikte, güç dili kullanılmadan yürütülecek diyaloğa açık olduklarını belirtti.

Amerika Dışişleri Bakanı Marco Rubio da İran’ın nükleer programına ilişkin görüşmelerin yeniden başladığını, ancak henüz bir atılım sağlanmadığını açıkladı. Avrupa Birliği’nin dış politika sorumlusu Kaja Kallas ise İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile görüşmesinde Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması konusunu ele aldı. Dolayısıyla temasların sürdüğünü biliyoruz, fakat açıklanmış bir çözümden söz edemiyoruz. Deniz ulaşımı ve enerji gündemi de bu diplomasinin doğrudan parçası.

Gazze’de kış yaklaşırken barınma koşulları ağırlaşıyor. Gazze’deki Hükümet Medya Ofisi, çadırların yüzde altmışının kullanılamaz durumda olduğunu bildirdi. Evlerini kaybettikten sonra çadırlarda yaşamaya başlayan yüz binlerce Filistinli için kış öncesi insani felaket uyarısı yapıldı. Kuzeydeki enkaz çalışmalarında da on yedi gün içinde yüz bir Filistinlinin naaş kalıntılarına ulaşıldığı bildirildi.

Aynı sırada Trump’ın Barış Kurulu, Gazze’nin yeniden inşasına başlangıç için iki milyar dört yüz elli milyon dolarlık plan açıkladı. New York Times, altı aylık planın önünde devam eden saldırılar ve insani yardıma erişim kısıtlamaları gibi engeller bulunduğunu aktarıyor. Bir finansman planının duyurulmasıyla insanların güvenli barınmaya ve yardıma ulaşması aynı aşama değil. Gazze’den gelen haberler, bu ikisi arasındaki farkı ortaya koyuyor.

Avrupa güvenliğinde Polonya’nın açıklaması dikkat çekiyor. Varşova, bir Rus askerî helikopterinin Kaliningrad yakınlarında Polonya hava sahasını ihlal ettiğini bildirdi. Polonya’nın açıklamasına göre helikopter hava sahasında kırk iki saniye kaldı. Bunun üzerine savaş uçakları havalandırıldı, kara sistemleri teyakkuzda tutuldu. İddianın bir NATO üyesinin hava sahasına ilişkin olması, olaya uluslararası güvenlik boyutu kazandırıyor. Elimizdeki özetlerde Rusya’nın yanıtı yer almıyor.

Kuzeye, Grönland’a geçelim. Amerika Birleşik Devletleri, Danimarka ve Grönland bir savunma anlaşması imzaladı. Anlaşma, Washington’ın Arktik bölgesinde iki yeni askerî üs kurmasına izin verirken Danimarka’nın bölge üzerindeki egemenliğini yeniden teyit ediyor. Böylece askerî erişimle egemenlik konusu aynı metinde ele alınıyor. Yeni üs izni, egemenliğin Amerika’ya devredildiği anlamına gelmiyor. Düzenleme, Trump’ın ilhak tehdidiyle başlayan krizin ardından geldi.

Son olarak yapay zekâ. OpenAI Üst Yöneticisi Sam Altman ile Anthropic Üst Yöneticisi Dario Amodei, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde uluslararası düzenleme çağrısı yaptı. İki yönetici, gelecekte kontrolün yapay zekâya kaptırılması riskine karşı küresel işbirliği gerektiğini söyledi.

Amerikan yönetiminin yaklaşımı ise farklı. Beyaz Saray’ın bilim ve teknoloji politikalarından sorumlu ismi Michael Kratsios, süper yapay zekâ için küresel bir kontrol mekanizmasına karşı olduklarını belirtti. Ülkelerin teknolojiyi anlama ve kullanma kapasitesinin geliştirilmesini savundu. Tartışmanın merkezinde, giderek güçlenen sistemlerin insan denetiminde nasıl tutulacağı var. Şirket yöneticilerinin çağrısı henüz kabul edilmiş uluslararası bir düzenleme değil; ortak kurallar konusunda görüş ayrılıkları sürüyor.

Bu sabahın öne çıkan gelişmeleri böyle. Güne bizimle başladığınız için teşekkür ederiz. Hepinize güvenli, sakin ve iyi bir gün diliyorum. Yarın sabah Sabah Bülteni’nde yeniden buluşmak üzere.