
Manisa’daki okul saldırısı, fon soruşturması ve Merkez Bankası’nın enflasyon mesajları Türkiye gündeminde öne çıkıyor. New York’ta İran ve Ukrayna için diplomatik temaslar sürerken, Gazze, Yemen ve Grönland’a ilişkin gelişmeler dünya gündemini şekillendiriyor.
Günaydın, Sabah Bülteni’ne hoş geldiniz. Bugün yirmi üç Eylül iki bin yirmi altı, Çarşamba. Bu sabah Türkiye’de Manisa’daki okul saldırısını, yatırımcıları ilgilendiren fon soruşturmasını ve ekonomiden gelen açıklamaları konuşacağız. Ardından New York’taki diplomasi trafiğine, İran ve Ukrayna için görüşmelere, Gazze’deki insani duruma ve dünyadan diğer önemli gelişmelere bakacağız.
Önce Manisa’dan gelen üzücü haberle başlayalım. Turgutlu’daki İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında düzenlenen silahlı saldırıda on bir çocuk yaralandı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin açıklamasına göre üç çocuk yoğun bakımda ve durumları diğer yaralılara göre daha kritik. Bir çocuk ise taburcu edildi. On beş yaşındaki saldırganın yanı sıra annesi, babası ve dedesi de gözaltına alındı.
Olayın ilk saatlerinde yaralıların durumuna ilişkin farklı bilgiler paylaşılmıştı. Bu sabah esas aldığımız bilgi, bakanın açıkladığı son sağlık durumu. Gözaltına alınan aile üyelerinin sorumluluklarının olup olmadığı soruşturma kapsamında değerlendirilecek; gözaltı işlemi tek başına suçluluk anlamına gelmiyor. Saldırı, çocukların okul çevresindeki güvenliğini bir kez daha gündeme getirirken, yaralı öğrencilerin tedavisi sürüyor.
Türkiye’nin dış politika gündemindeyse Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşması var. Erdoğan, teşkilatın reform ihtiyacını vurguladı ve beş daimi üyenin veto hakkının kaldırılması çağrısını yineledi. Türkiye’nin Filistin’in sesi olmayı sürdüreceğini söyledi; dünyayı Filistin’i ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımaya davet etti.
Filistin konusunda, bin dokuz yüz altmış yedi sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve toprak bütünlüğüne sahip bir devlet hedefini dile getirdi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu da tanınma ve ambargoların kaldırılması çağrısı için Erdoğan’a teşekkür etti. Konuşmanın kurumsal reform ayağında ise temel mesele, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin karar alma düzeni. Veto yetkisi, daimi üyelerin konsey kararlarını engelleyebilmesine imkân veriyor.
Gelelim ekonomiye. Fon soruşturmasında beş kişi tutuklandı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, hakkında adli işlem başlatılan kişi sayısını altmış olarak açıkladı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sermaye piyasası işlemlerine ilişkin soruşturmaları ve şüphelilere yönelik adli süreç devam ediyor. Sermaye Piyasası Kurulu da yirmi bir Eylül’de dokuz şirket ile yöneticilerinin mal varlıklarını dondurmuştu.
Konunun yatırımcı tarafında ise çok daha geniş bir kitle var. Deutsche Welle Türkçe’nin aktardığına göre yüz otuz bir yatırım fonu tasfiye sürecine alındı. Bu süreç yaklaşık üç yüz elli üç bin yatırımcıyı ilgilendiriyor. Tasfiye, fonların faaliyetlerinin sonlandırılması ve varlıklarının hesaplaşılması süreci demek. Ancak yatırımcıların paralarını ne zaman, hangi yöntemle alacağı ve olası zararların nasıl karşılanacağına ilişkin sorular henüz yanıt bekliyor. Tutuklama kararlarıyla yatırımcı ödemelerinin ayrı hukuki ve mali süreçler olduğunu da hatırlatalım.
Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan ise New York’ta enflasyon ve makroekonomik görünüme ilişkin bir sunum yaptı. Karahan, verilerin bir bütün olarak değerlendirildiğinde, daha zorlu arz koşullarına rağmen dezenflasyon sürecinin devam ettiğine işaret ettiğini söyledi. Burada kullanılan dezenflasyon kavramını kısaca açalım: Fiyatların genel olarak düşmesi değil, fiyat artış hızının yavaşlaması anlamına geliyor.
Bu ayrım, günlük alışverişte hissedilen fiyat seviyesiyle açıklanan enflasyon eğilimini birbirinden ayırmak açısından önemli. Karahan’ın mesajı, üretim ve tedarik tarafındaki güçlükler sürerken enflasyondaki yavaşlamanın devam ettiği yönünde. Aktarılan açıklamada yeni bir faiz kararı bulunmuyor. Dolayısıyla bu sunumu bir politika değişikliği duyurusu olarak değil, Merkez Bankası’nın mevcut ekonomik verilere ilişkin değerlendirmesi olarak okumak gerekiyor.
Enerji alanında Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasında nükleer enerji işbirliği anlaşması yapıldı. Açıklanan haber, iki ülke arasında bu alanda bir işbirliği zemini oluşturulduğunu bildiriyor. Ancak anlaşmanın proje kapsamı, finansman büyüklüğü veya uygulama takvimi konusunda ayrıntı verilmiyor.
Türkiye’nin küçük modüler nükleer reaktör planları da son yıllarda nükleer enerji stratejisinin başlıklarından biri. Bununla birlikte, yeni anlaşmanın doğrudan belirli bir reaktör projesini kapsadığını söylemek için henüz yeterli bilgi yok. İşbirliği anlaşmasıyla somut bir santral yatırımı aynı şey değil. Bu yüzden anlaşmanın enerji üretimine nasıl yansıyacağını değerlendirmek için teknik kapsamının ve tarafların üstleneceği yükümlülüklerin açıklanması gerekecek.
Türkiye’nin enerji gündemindeki bir başka başlık, kasım ayında Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın otuz birincisine hazırlıklar. Türkiye, zirvede iklim sorumluluğu taşıyan yapay zekâ yaklaşımını öne çıkarmayı ve teknoloji şirketlerini veri merkezlerini temiz enerjiyle çalıştırmaya yönlendirmeyi öncelikleri arasına aldı.
Uluslararası Enerji Ajansı İcra Direktörü Fatih Birol da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde küresel enerji krizini, enerji güvenliğini ve temiz enerji hedeflerini değerlendirdi. Bu başlıkta teknolojiyle enerji politikası buluşuyor. Yapay zekâ hizmetlerinin çalıştığı veri merkezlerinin elektriği hangi kaynaklardan sağladığı, iklim tartışmasının bir parçası. Türkiye’nin zirve hazırlıklarında açıkladığı öncelik de bu bağlantı üzerine kurulu; henüz teknoloji şirketleri için ilan edilmiş yeni bir zorunluluktan söz edilmiyor.
Dünyadan devam edelim. New York’ta en çok dikkat çeken gelişmelerden biri, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki temaslar. İran devlet televizyonu, Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’nin Donald Trump’ın özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile görüştüğünü bildirdi. Trump da görüşmeleri çok verimli olarak nitelendirdi. Ancak aynı gün Genel Kurul’da, İran’la anlaşma yapmak ile ülkeyi yok etmek arasında karar vereceğini söyleyerek tehdit içeren ifadeler kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da katıldığı Körfez İşbirliği Konseyi liderleriyle toplantıda Trump, üç Kasım’daki Kongre ara seçimlerinden sonra İran’la anlaşmaya varılabileceğine inandığını söyledi. Bu, Amerikan başkanının beklentisi; açıklanmış bir anlaşma takvimi değil. Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına ilişkin haberlerde de çelişkiler var. İran basını, boğazın yedi gün içinde açılmasını öngören bir öneri sunulduğu iddiasını yalanladı. Temasların ardından Brent petrolünün fiyatı yüz doların altına indi. Suudi Arabistan’ın kritik bir petrol boru hattını yeniden devreye alacağı haberi de fiyatları aşağı yönlü etkiledi.
Bölgedeki diğer önemli gelişme Yemen’de. Guardian’ın haberine göre son üç gündeki çatışmalarda yüz altmış dokuza kadar kişinin öldüğü bildiriliyor. Binlerce kişi de çatışmalardan kaçıyor. İran’la bağlantılı Husiler ile Suudi Arabistan destekli hükümet güçleri arasındaki mücadele, Kızıldeniz kıyısındaki yüksek bölgelerde yoğunlaşıyor.
Yemen hükümet güçleri, Taiz’deki stratejik Kirfan Dağı’nı Husilerden geri aldıklarını duyurdu. Bu bilgi, hükümet güçlerinin açıklamasına dayanıyor. İngiltere ve Fransa ise Husilerin hedefindeki Suudi Arabistan’ın askeri destek talebini kabul etti. Yedi büyük sanayileşmiş ülkenin oluşturduğu grup da İran’a Husileri silahlandırmayı durdurma çağrısı yaptı. Çatışmalar yalnızca Yemen’in iç güvenliğini değil, bölgedeki enerji taşımacılığını da ilgilendiriyor; Kızıldeniz’e açılan deniz yolları uluslararası ticaret açısından önem taşıyor.
Gazze için New York’tan gelen mesajlarda iki devletli çözüm öne çıktı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, bu çözüme verilen desteğin sözlerin ötesine geçmesi gerektiğini söyledi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Gazze’deki insani durumu ve Batı Şeria’daki İsrailli yerleşimci şiddetini eleştirdi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich bu açıklamalara tepki gösterdi.
Türkiye’nin de aralarında olduğu sekiz ülkenin dışişleri bakanları, İsrail’e Kapsamlı Plan’ın birinci aşamasında bekleyen taahhütlerini derhal yerine getirme çağrısında bulundu. Diplomatik açıklamaların yanında, sivillerin hayatına ilişkin ağır haberler de geliyor. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu, Gazze’de erken yaşta ve zorla evliliklerde ciddi artış olduğunu belirtiyor. Bu uyarı, insani krizin yalnızca barınma ve gıda ihtiyacından ibaret olmadığını, çocukların korunmasını da doğrudan etkilediğini gösteriyor.
Ukrayna konusunda Volodimir Zelenskiy, Trump’la New York’ta yaptığı görüşmenin ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le, Trump’ın da katılacağı bir buluşmaya hazır olduğunu söyledi. Kiev ve Washington’un savaşın kıştan önce bitmesini istediğini belirtti. Ancak henüz üç liderin katılacağı bir toplantının tarihi açıklanmış değil.
Zelenskiy ayrıca enerji tesislerine yönelik karşılıklı saldırıların durdurulmasına açık olduklarını bildirdi. Buna göre Rusya, Ukrayna’nın enerji sistemine saldırmayı bırakırsa Kiev de Rus tesislerine yönelik saldırılarını durdurmaya hazır. Bu öneri, kapsamlı bir barış anlaşmasından daha dar bir alanı kapsıyor. Yine de kış öncesinde elektrik ve ısınma altyapısının korunması açısından önem taşıyor. Şu aşamada karşılıklı kabul edilmiş bir enerji ateşkesi değil, Ukrayna tarafından dile getirilen bir koşullu teklif söz konusu.
Avrupa Birliği de Rusya yaptırımlarında yeni bir uzlaşmaya vardı. Üye ülkeler, binlerce kişi ve kuruluşa yönelik kısıtlamaları üç yıl uzatırken, iş insanları Alişer Usmanov ve Mihail Fridman’ı yaptırım listesinden çıkarmayı kabul etti. Avrupa Birliği dönem başkanlığını yürüten İrlanda, kararı zor bir uzlaşma olarak nitelendirdi.
Ukrayna ise iki ismin listeden çıkarılmasına tepki gösterdi ve bu adımın Moskova’ya yanlış mesaj verdiğini savundu. Burada iki farklı karar aynı pakette bulunuyor: Yaptırımların büyük bölümü devam ediyor, buna karşılık iki kişi için kısıtlamalar kaldırılıyor. Dolayısıyla gelişme, Rusya’ya yönelik yaptırımların topluca sona ermesi anlamına gelmiyor. Kiev’in itirazı da özellikle bu iki istisna üzerinde yoğunlaşıyor.
Kuzey Kutbu’na uzanan bir başka anlaşma da New York’ta imzalandı. Amerika Birleşik Devletleri, Danimarka ve Grönland liderlerinin vardığı güvenlik anlaşması, Grönland’daki Amerikan askeri varlığının genişletilmesini öngörüyor. İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin haberine göre Amerika Birleşik Devletleri adada iki yeni askeri üs kuracak.
Anlaşma aynı zamanda Danimarka’nın yarı özerk Grönland üzerindeki egemenliğini yeniden teyit ediyor. Bu iki unsur birlikte önemli: Amerikan askeri varlığı artırılırken egemenlik konusunda da açık bir güvence metne konuluyor. Düzenleme, NATO müttefikleri arasında yaşanan gerilimleri azaltmayı amaçlıyor. Ancak üslerin inşa takvimi ve ayrıntılı uygulama koşulları, aktarılan haberlerde yer almıyor.
Amerika’da basın özgürlüğü tartışması da büyüyor. Trump’ın bazı haber kuruluşlarına Beyaz Saray’a giriş yasağı getirmesinin ardından televizyon kanalları, gazeteler ve uluslararası ajanslar dayanışma boykotuna yöneldi. Bazı televizyonlar Trump’ın sesini yayımlamadı, bazı gazeteler fotoğrafını basmadı. Ortak havuz yayınlarının geçici olarak durdurulması kararı da alındı.
Havuz sistemi, bütün gazetecilerin aynı anda giremediği etkinliklerde sınırlı sayıdaki muhabirin topladığı görüntü ve bilgileri diğer kuruluşlarla paylaşmasına dayanıyor. Bu nedenle erişim yasağı yalnızca hedef alınan kuruluşları değil, haberin kamuoyuna ulaşma düzenini de etkiliyor. Beyaz Saray ise bu hamlenin ardından yönetimin eski etkinlik ve konuşmalarını yayımlayan, günün her saati açık bir yayın başlattı.
Son olarak Japonya’ya bakalım. Hafta başından bu yana etkili olan Dujuan Tayfunu’nda can kaybı dokuza yükseldi. Önceki haberlerde dört ölüm ve altı kayıp bildirilmişti; bu sabah aktarılan güncel can kaybı dokuz. Önceki kayıp sayısını güncelmiş gibi tekrar etmiyoruz, çünkü bu kişilerin durumuna ilişkin yeni bir toplam paylaşılmış değil.
Tokyo yakınlarında rekor yağışlar getiren tayfun, sokakların sular altında kalmasına ve binlerce kişinin elektriksiz kalmasına yol açtı. Arama kurtarma çalışmalarına ilişkin görüntüler, yerleşim alanlarında su baskınlarının boyutunu ortaya koyuyor. Can kaybı bilgilerinin güncellenmesi nedeniyle, bölgede yürütülen çalışmaların sonuçları izlenmeye devam ediyor.
Bu sabahın öne çıkan gelişmeleri böyle. Sabah Bülteni’nde yarın sabah yeniden buluşmak üzere. Kendinize iyi bakın, sakin ve güzel bir gün geçirin.