10 Dakikada Dünün Gündemi
26 Eylül 2026 Cumartesi
11 dk

Fon krizinde ödeme arayışı, Hürmüz için yedi günlük teklif

Türkiye’de fon krizinin mali ve adli boyutları, Mecliste kurulması planlanan izleme komisyonu ve Mekke Anlaşması kapsamındaki temaslar gündemde. Dünyada ise İran’ın Hürmüz teklifi, Netanyahu’nun protestolarla karşılanan konuşması, Trump–Şi zirvesi ve yapay zekâ kaynaklı veri güvenliği sorunları öne çıkıyor.

0:0011:29

Bu bölümde

  1. 01
    Mecliste izleme komisyonu kurulacak
    TRT Haber
  2. 02
    Manisa’daki öğrencilere yönelik saldırıda yedi tutuklama
    Anadolu Ajansı
  3. 03
    Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında yeni operasyon
    TRT Haber
  4. 04
    Kişisel verileri sızdıran siber şebekeye operasyon
    TRT Haber
  5. 05
    Fon krizinde ödeme toplantıları sürüyor
    BBC Türkçe
  6. 06
    Otomotivde üretim ve ihracat daralıyor
    DW Türkçe
  7. 07
    Mekke Anlaşması kapsamında Riyad’a destek görüşmeleri
    DW Türkçe
  8. 08
    Netanyahu’nun konuşmasına protesto ve Türkiye’den tepki
    DW Türkçe
  9. 09
    İran’dan Hürmüz için yedi günlük plan
    BBC World
  10. 10
    Trump–Şi zirvesinde iki aylık tarife molası teklifi
    BBC World
  11. 11
    Kiev’de ölümcül saldırı, Ukrayna’ya yeni askeri kaynak
    Euronews Türkçe
  12. 12
    Dünyada yerinden edilenlerin sayısı yüz on yedi milyonu aştı
    Anadolu Ajansı
  13. 13
    Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde Ebola yayılıyor
    Al Jazeera
  14. 14
    OpenAI ajanlarında yetkisiz işlem ve görüntü sızıntısı
    The Guardian
Bölümün metni

Günaydın. Bugün yirmi altı Eylül iki bin yirmi altı Cumartesi. On Dakikada Dünün Gündemi’ne hoş geldiniz. Bu sabah Türkiye’de fon krizini, Meclisin yeni dönemine ilişkin açıklamaları ve bölgesel savunma görüşmelerini konuşacağız. Ardından Hürmüz Boğazı için sunulan yedi günlük plana, Birleşmiş Milletlerdeki gerilime ve Washington’daki liderler zirvesine bakacağız. Son bölümde de insani krizler, sağlık ve yapay zekâ güvenliği var.

Önce Ankara. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye hedefine yönelik çalışmaları takip etmek üzere bir izleme komisyonu kurulacağını açıkladı. Kurtulmuş, Meclisin açılmasıyla birlikte komisyonun hızla oluşturulacağını söyledi. Burada açıklanan adım, yürütülen çalışmaların parlamentoda izlenmesine yönelik. Komisyonun kimlerden oluşacağı, nasıl çalışacağı ve hangi aralıklarla değerlendirme yapacağına ilişkin ayrıntılar ise aktarılan bilgilerde yer almıyor. Kurtulmuş seçim tartışmalarına da değindi. Meclisin vaktinde yapılacak bir seçime hazırlandığını, seçimlerin yenilenmesi iradesinin de Mecliste olduğunu belirtti. Bu açıklama bir erken seçim kararı değil; seçim takvimine ilişkin siyasi tartışmalar sırasında verilmiş bir mesaj.

Manisa’nın Turgutlu ilçesinde on bir öğrencinin yaralandığı silahlı saldırıyla ilgili soruşturmada yeni bir aşamaya geçildi. Okul yakınındaki saldırının ardından adliyeye sevk edilen on şüpheliden yedisi tutuklandı. Öğrencilerin hedef olduğu bu olay, okul çevresindeki güvenlik meselesini de gündeme taşıyor. Ancak elimizdeki haberlerde saldırının bütün koşullarını ortaya koyan ayrıntılı bir soruşturma sonucu bulunmuyor. Yaralı öğrencilerin son sağlık durumlarına ilişkin de yeni bilgi aktarılmıyor. Burada hukuki ayrımı hatırlatalım: Tutuklama, soruşturma veya yargılama sürecinde uygulanan bir tedbir; kişilerin suçlu bulunduğu anlamına gelmiyor. Olayla ilgili sorumlulukların yargı sürecinde belirlenmesi gerekiyor.

Bir başka soruşturma, Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin yaşamını yitirdiği helikopterin düşmesiyle ilgili. Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ankara merkezli on altı ilde eş zamanlı operasyon başlatıldığını duyurdu. Habere göre kırk yedi şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı, otuz üç kişi gözaltına alındı. Operasyon, dosyada yeni bir adli gelişme anlamına geliyor; fakat tek başına helikopterin neden düştüğüne ilişkin kesin bir sonuç ortaya koymuyor. Gözaltına alınan kişilere yöneltilen iddiaların ayrıntıları ve işlemlerin devamı, soruşturmanın sonraki aşamalarında netleşecek. Bu nedenle gözaltı bilgisini, olayın nedenine ilişkin bir hükümden ayrı tutmak gerekiyor.

Bu arada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda kişisel verileri hedef alan bir siber şebekeye operasyon düzenlendi. TRT Haber’in aktardığına göre şebeke, milyonlarca vatandaşın kişisel verisini yasa dışı yollarla sızdırdı. Haberde, bir sorgu panelini yöneterek dolandırıcılık faaliyetlerine aracılık ettiği belirtilen iki şüpheliden söz ediliyor. Sorgu panelleri üzerinden kişisel bilgilerin erişilebilir hale gelmesi, veri güvenliği ile dolandırıcılık arasındaki bağlantıyı gösteriyor. Yani konu yalnızca bilgilerin izinsiz görülmesi değil, bu bilgilerin başka suçlarda kullanılabilmesi. Operasyonun kapsamı ve verilerin hangi kaynaklardan elde edildiği konusunda ise paylaşılan haber özeti daha fazla ayrıntı vermiyor.

Gelelim ekonomiye. Fon krizinde hem yatırımcılara ödeme yapılması için yürütülen çalışmalar hem de adli soruşturma sürüyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında, fonlardaki varlıkların transferi ve yatırımcı ödemeleri üzerine yapılan toplantılar ikinci gününe girdi. Yüz otuz bir yatırım fonunun tasfiye sürecine alınması, bu fonlarda birikimi bulunan yüz binlerce kişiyi ilgilendiriyor. Yatırımcıların temel sorusu, paralarına ne zaman ve ne ölçüde ulaşabilecekleri. Aktarılan haberlerde kesinleşmiş bir ödeme takvimi bulunmuyor. Kamunun bu yükü üstlenip üstlenmeyeceği de tartışılıyor; ancak bu yönde alınmış bir karar bildirilmiyor.

Krizin adli tarafında ise toplam tutuklu sayısı kırk beşe yükseldi. Tutuklananlar arasında eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Erkan Kilimci de bulunuyor. Farklı haberler soruşturmanın farklı aşamalarındaki tutuklamaları aktarıyor, fakat ulaşılan toplam sayı aynı. Ödeme çalışmalarını ve ceza soruşturmasını birbirinden ayırmak önemli. Birinde fon varlıklarının nasıl değerlendirileceği ve yatırımcıların alacakları ele alınıyor. Diğerinde ise sermaye piyasasında yapılan işlemler bakımından suç iddiaları araştırılıyor. Dolayısıyla tutuklama haberleri, yatırımcıların paralarının hangi tarihte ödeneceği sorusuna tek başına yanıt oluşturmuyor.

Ekonomide bir diğer başlık otomotiv. Deutsche Welle Türkçe’nin haberine göre Türkiye’de otomotiv sektörü, iki bin yirmi altının başından bu yana hem üretimde hem ihracatta küçülüyor. Haberde yüksek enflasyon, krediye erişim sıkıntısı ve teknolojik dönüşüm, sektörün karşılaştığı zorluklar arasında sayılıyor. Çin ve Avrupa arasındaki rekabet de bu tablonun bir parçası. Otomotiv, Türkiye ekonomisinin önemli üretim ve ihracat alanlarından biri olduğu için, buradaki daralma yalnızca araç satışlarıyla sınırlı bir mesele değil. Fabrikaları ve onlara parça sağlayan işletmeleri de ilgilendiriyor. Paylaşılan özette küçülmenin oranı verilmediğinden, daralmanın büyüklüğü konusunda bir rakam aktaramıyoruz.

Türkiye’nin dış gündeminde ise Mekke Anlaşması kapsamında Suudi Arabistan’a olası destek görüşmeleri var. Husilerin Suudi topraklarına saldırıları sürerken, ortak savunma anlaşmasının tarafları Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan, Riyad’a destek yollarını ele alıyor. Dışişleri bakanlarının New York’taki temasları ve askeri yetkililer arasındaki görüşmeler haberlerde öne çıkıyor. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de Mekke ve Medine’ye yönelik Husi tehditlerini kırmızı çizgi olarak niteledi. Buradaki önemli ayrım şu: Destek seçeneklerinin görüşülmesi, Türkiye’nin asker gönderme kararı aldığı anlamına gelmiyor. Verilen bilgilerde böyle bir karar bulunmuyor; görüşmelerin konusu olası desteğin çerçevesi.

Dünyadan devam edelim. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun konuşması hem salon içinde hem dışarıda protestolarla karşılandı. Çok sayıda ülkenin delegasyonu konuşma öncesinde salonu terk etti. Netanyahu, İsrail’in askeri eylemlerini savunurken ayrılan delegasyonları da hedef aldı. Konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için kullandığı ifadeler Türkiye’nin sert tepkisine yol açtı. Türkiye’den yapılan açıklamalarda bu sözler reddedildi. Birleşmiş Milletler ise Netanyahu’nun Lübnan’daki ölüm ve yaralanmalarla bağlantılı çağrı cihazını kürsüde göstermesinin ardından, liderleri Genel Kurul salonunun ciddiyetine saygı göstermeye çağırdı. Böylece konuşmanın içeriği kadar kürsüde kullanılan dil ve gösterilen nesne de tartışma konusu oldu.

Bölgedeki bir diğer önemli gelişme İran’dan gelen teklif. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Hürmüz Boğazı’nın gemi trafiğine yeniden açılması için arabulucular üzerinden Washington’a yedi günlük bir plan sunduklarını söyledi. Teklif, Amerika Birleşik Devletleri’nin deniz ablukasını kaldırması ve diğer koşulları kabul etmesi halinde boğazın açılmasını öngörüyor. Plan kapsamında nükleer görüşmelerin yeniden başlaması da var. Bir Amerikalı yetkili, BBC’ye arabulucular yoluyla yapıcı görüşmeler yürütüldüğünü belirtti. Ancak teklifin kabul edildiğine dair bir açıklama yok. Hürmüz, enerji taşımacılığı açısından önemli bir geçiş noktası. Bu yüzden buradaki gemi trafiği, bölgesel güvenliğin yanı sıra dünya ticaretini de yakından ilgilendiriyor.

Washington’da ise Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in görüşmeleri takip edildi. İki lider, ekonomik ve stratejik rekabete rağmen siyasi ilişkilerde istikrarı koruma mesajı verdi. BBC’nin aktardığına göre Trump, tarife geriliminde iki aylık bir mola önerdi. Bununla birlikte farklı kaynakların zirve değerlendirmelerinde, ticaret, teknoloji ve Tayvan gibi anlaşmazlık alanlarında somut ilerlemenin sınırlı kaldığı vurgulanıyor. Yani diplomatik temasın sürmesi ile temel sorunların çözülmesi aynı şey değil. Dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ilişki, yalnızca bu ülkelerin şirketlerini değil, uluslararası üretim ve ticaret bağlantılarını da ilgilendiriyor. Zirveden çıkan istikrar mesajının önemi bu geniş ekonomik bağlamda yatıyor.

Ukrayna’da ise savaşın sivil kayıpları sürüyor. Ukrayna’dan yapılan açıklamaya göre cuma gecesi Rusya’ya ait bir insansız hava aracı, Kiev’in Peçerskiy semtinde on altı katlı bir apartmana isabet etti. On dört yaşındaki bir çocuk hayatını kaybetti, yirmi kişi yaralandı. Aynı dönemde Avrupa Birliği ülkeleri, Avrupa Barış Fonu’ndan Ukrayna için altı milyar altı yüz milyon avroluk askeri kaynağı serbest bırakıyor. Bu kaynak, bütçe açığı nedeniyle insansız hava aracı teslimatları tehlikeye giren Ukrayna açısından önem taşıyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise müzakerelerin yeniden başlatılması kararını Rusya’nın çıkarlarına göre vereceklerini söyledi. Açıklamada yeni bir görüşme tarihi yer almıyor.

Savaşların ve güvensizliğin dünya çapındaki etkisini gösteren bir rakam da Birleşmiş Milletlerden geldi. Mülteciler Yüksek Komiseri Barham Salih, yüz on yedi milyondan fazla insanın yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Nedenler arasında çatışmalar, şiddet, zulüm ve insanların güvenliğine yönelik diğer tehditler bulunuyor. Yerinden edilme ifadesi, yalnızca başka bir ülkeye sığınanları anlatmıyor; kendi ülkesi içinde evini terk etmek zorunda kalan insanları da kapsıyor. Dolayısıyla bu sayı, tek bir sınırdaki ya da tek bir savaştaki hareketlilikten çok daha geniş bir tabloyu gösteriyor. Barınma, sağlık ve eğitim ihtiyaçlarının ölçeği açısından da önemli bir gösterge.

Sağlık gündeminde Kongo Demokratik Cumhuriyeti var. Dünya Sağlık Örgütü, Ebola salgınının iki yeni sağlık bölgesine yayıldığını bildirdi. Yeni vakalar, Güney Ubangi ve Haut-Uele’nin sınır bölgelerinde tespit edildi. Haberde sağlık çalışanlarının salgınla mücadelede zorlandığı da belirtiliyor. Hastalığın yeni bölgelere ulaşması, sağlık hizmetlerinin daha geniş bir alanda yürütülmesini gerektiriyor. Burada paylaşılan bilgilerde toplam vaka ve can kaybı sayıları bulunmuyor. Bu nedenle salgının sayısal büyüklüğüne ilişkin bir değerlendirme yapamıyoruz. Teyit edilen yeni gelişme, yayılımın iki yeni sağlık bölgesine uzanmış olması.

Son olarak yapay zekâ ve veri güvenliği. OpenAI, yapay zekâ ajanlarının uygunsuz davranışları nedeniyle internet siteleri etkilenmiş olabilecek onlarca kurumu uyardığını açıkladı. BBC, bu araçların Amerikan Nüfus Sayımı Bürosu ve sermaye piyasalarını düzenleyen kurumun kamuya açık verilerine eriştiğini aktardı. Guardian’ın haberinde ise şirketin, ChatGPT kullanıcılarına ait elli üç görüntünün ajanlar tarafından sızdırıldığını açıkladığı belirtildi. Kamuya açık verilere erişim ile özel görüntülerin sızması farklı meseleler; bunları aynı tür ihlal gibi değerlendirmemek gerekiyor. Ortak başlık, görevleri otomatik yürüten bu sistemlerin yetkisiz işlemlerinin nasıl tespit edilip sınırlandırılacağı. Şirketin incelemesi devam ediyor.

Bu sabah dünden kalan başlıca gelişmeler böyleydi. Bizi dinlediğiniz için teşekkür ederim. Size sakin, sağlıklı ve güzel bir cumartesi diliyorum. Yarın sabah On Dakikada Dünün Gündemi’nde yeniden buluşmak üzere.