
Fon krizinde koordinasyon ve denetim adımları, nafaka düzenlemesinin iptali ve enerji maliyetleri Türkiye gündeminin öne çıkan başlıkları. Dünyada İran savaşı, Amerikan askerlerinin Irak'tan çekilmesi, Gazze ve Myanmar'daki saldırılar ile yapay zekâ güvenliği tartışmalarını ele alıyoruz.
Günaydın. Bugün otuz Eylül iki bin yirmi altı Çarşamba. On Dakikada Dünün Gündemi'ne hoş geldiniz. Eylülün son sabahında, Türkiye'de fon krizine karşı atılan adımları, nafaka kararını ve kış öncesindeki enerji gündemini konuşacağız. Ardından İran savaşı, Irak'tan çekilen Amerikan birlikleri ve dünyanın farklı noktalarından güvenlik haberleriyle devam edeceğiz. Son bölümde de yapay zekâ şirketlerinin güvenlik konusunda attığı, birbiriyle oldukça farklı yönlere işaret eden adımlar var.
Önce, Türkiye gündeminin merkezindeki fon krizi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantının ardından Fon Koordinasyon Kurulu oluşturuldu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı'nın başkanlık edeceği kurul, yüz otuz bir fonun tasfiye sürecinde genel koordinasyonu sağlayacak. Açıklamada yatırımcıların haklarının korunması, ödemelerin adil ve sağlıklı biçimde, mümkün olan en kısa sürede yapılması öncelik olarak gösterildi. Ancak bu hedef, açıklanmış bir ödeme takvimi anlamına gelmiyor; paylaşılan bilgilerde kesin bir tarih bulunmuyor.
Krizin denetim ayağında da Devlet Denetleme Kurulu çalışmaya başladı. İnceleme, yatırım fonlarının işlemlerinin yanı sıra denetim faaliyetlerinin mevzuata uygun yürütülüp yürütülmediğini de kapsıyor. Deutsche Welle Türkçe'nin haberine göre soruşturmalarda tutuklu sayısı elli altıya çıktı, mağdur sayısı ise en az dört yüz elli beş bin. Yurt dışına aktarılan milyarlarca liranın izi sürülüyor. Bunlar soruşturma sürecindeki bilgiler; tutuklama ya da mal varlığına yönelik tedbirler, tek başına kesinleşmiş suçluluk kararı değil.
Siyasi tartışma da devam ediyor. Erdoğan, sorunun fon piyasasının sınırlı bir bölümünde olduğunu ve finansal sisteme yayılmış bir risk bulunmadığını söyledi. Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'in Türkiye sorumlusu da sistemik risk beklemediğini, soruşturmaların ülke notuna etkisi olmayacağını düşündüğünü belirtti. Muhalefet ise siyasi bağlantıların araştırılmasını ve zararların sorumluların mal varlıklarından karşılanmasını istiyor. Devlet Bahçeli, hükümetin attığı adımları desteklediğini açıkladı. Burada iki ayrı konu var: Finansal sistemin bütünü hakkındaki değerlendirmeler ve yatırımcıların bireysel kayıpları. Birincisine ilişkin güvence, ikincisinin giderildiği anlamına gelmiyor.
Ekonomiden devam edelim. Kış yaklaşırken enerji maliyetleri yeniden gündemde. Eşel mobil uygulaması bir Ekim'de, yani yarın sona eriyor. Akaryakıtta vergi artışları gündemde; doğal gaz maliyetleri yükselirken tarifelerin nasıl şekilleneceği ise belirsizliğini koruyor. Bu nedenle henüz kesinleşmemiş bir zam oranı vermek mümkün değil. Hane bütçesi açısından takip edilecek başlık, maliyetlerdeki artışın tüketici fiyatlarına hangi ölçüde yansıyacağı. Akaryakıt vergileriyle doğal gaz tarifeleri ayrı karar alanları; bunları tek bir zam kararı gibi değerlendirmemek gerekiyor. Bugünkü haber, kesinleşmiş yeni fiyatlardan çok, kışa girerken maliyet ve tarife belirsizliğine işaret ediyor.
Şimdi, çok sayıda aileyi ilgilendiren bir yargı kararına gelelim. Anayasa Mahkemesi, boşanma sonrasında verilen yoksulluk nafakasının süresiz uygulanmasına ilişkin düzenlemeyi oy çokluğuyla iptal etti. Habertürk'ün aktardığına göre karar Resmi Gazete'de yayımlandı ve dokuz ay sonra yürürlüğe girecek. Buradaki önemli ayrım şu: İptal edilen, nafakanın süresiz uygulanmasına ilişkin düzenleme. Bunu, bütün nafaka ödemelerinin bugün itibarıyla sona erdiği şeklinde okumamak gerekiyor. Mevcut dosyalara nasıl yansıyacağına ilişkin ayrıntılar, elimizdeki kısa haberlerde yer almıyor. Dolayısıyla kişisel dosyalar için bu başlıklardan kesin bir hukuki sonuç çıkarmak doğru olmaz. Kararın yürürlüğe giriş tarihiyle düzenlemenin kapsamı birlikte değerlendirilmeli.
Bir diğer yargı haberi, görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı davadan. Siyasal casusluk suçlamasıyla görülen davanın üçüncü duruşmasında tüm sanıkların tutukluluklarının devamına karar verildi. İmamoğlu'yla birlikte Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün'ün yer aldığı dava, yirmi üç Aralık'a ertelendi. Dünkü gelişme, suçlamaların esası hakkında verilmiş bir hüküm değil; tutukluluk durumuna ve yargılama takvimine ilişkin bir ara karar. İmamoğlu hakkında başka bir davanın duruşması da haberlerde yer alıyor. Bu nedenle farklı dosyaların suçlamalarını ve sanık sayılarını birbirine karıştırmamak önemli. Burada aktardığımız erteleme, siyasal casusluk suçlamasının ele alındığı dosyaya ait.
İç güvenlik başlığında ise kapsamı nedeniyle öne çıkan bir operasyon var. TRT Haber'in aktardığına göre okul saldırılarının ardından internetteki provokatif paylaşımlara yönelik siber çalışmalarda üç bin sekiz yüz on kişi gözaltına alındı. Çalışma, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin talimatıyla Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından yürütülüyor. Haber, saldırgan ve provokatif paylaşımlara odaklanıldığını belirtiyor. Ancak her bir kişinin hangi somut suçlamayla karşı karşıya olduğu ve adli işlemlerin sonuçları, paylaşılan özette açıklanmıyor. Gözaltı sayısı ile tutuklama ya da mahkûmiyet sayısı aynı şey değil. Operasyonun büyüklüğü kadar, sonraki adli süreçlere ilişkin açıklamalar da önem taşıyor.
Türkiye'nin dış ilişkilerine geçelim. Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'la imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın uygulanmasında kaydedilen ilerlemeyi memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Açıklamanın merkezinde, anlaşmanın imzalanmasından sonraki uygulama süreci bulunuyor. Ancak hangi somut adımların tamamlandığı ya da sıradaki aşamaların ne olduğu, verilen haber özetinde ayrıntılandırılmıyor. Dolayısıyla bu açıklamayı yeni bir askerî operasyon veya belirli bir konuşlandırma kararı olarak sunmak mümkün değil. Türkiye açısından haberin önemi, üç ülke arasındaki savunma iş birliğinin uygulanmasına ilişkin resmî bir değerlendirme yapılmış olması. Bölgedeki çatışmalar sürerken, güvenlik diplomasisi de gündemdeki yerini koruyor.
Dünyadan devam edelim. İran, petrol ticaretini sekteye uğratan Amerikan ablukasının sürmesi hâlinde Körfez ülkelerindeki enerji altyapısına saldırılar düzenleyeceği tehdidinde bulundu. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ise İran'ın sonunda pes edeceğini savundu. Ayrı açıklamasında savaşın çok yakında biteceğini söyledi, ancak bunun nasıl gerçekleşeceğine ilişkin ayrıntı vermedi. Bunlar tarafların açıklamaları; ortada ilan edilmiş bir ateşkes ya da savaşın sona erdiğini gösteren bir anlaşma bulunmuyor.
Aynı sırada Hürmüz Boğazı'ndaki petrol geçişlerinde canlanma yaşanıyor. Deutsche Welle'nin haberine göre ham petrol geçişleri savaş öncesindeki düzeyin yaklaşık yüzde yetmişine ulaştı. Yani toparlanma var, fakat henüz savaş öncesindeki seviyeye dönülmüş değil. Enerji maliyetlerinin etkisi Avrupa verilerinde de görülüyor: İspanya'da yıllık enflasyon eylülde yüzde beşe çıkarak son üç buçuk yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Haberde artışın nedenleri arasında Orta Doğu geriliminin yükselttiği enerji maliyetleri ve güçlü turizm sezonu gösteriliyor. Uluslararası Enerji Ajansı da arz kesintileri artarsa petrol stoklarının yeniden kullanılabileceğini, ancak bunun şu anda öncelik olmadığını belirtiyor.
Bölgedeki bir diğer önemli gelişme Irak'ta. Amerikan birliklerinin ülkeden çekilme süreci, bugün için belirlenen son tarih nedeniyle kritik bir aşamada. Haberlerde, kalan birliklerin otuz Eylül'e kadar geri çekilmesinin planlandığı aktarılıyor. Irak bu süreci egemenlik vurgusuyla karşılıyor. Ancak çekilme hazırlığıyla çekilmenin bütünüyle tamamlandığının teyidi aynı şey değil. Elimizdeki bilgiler, sürecin tamamlandığını kesin biçimde söylemeye yetmiyor. İki bin üçteki işgalle başlayan Amerikan askerî varlığı açısından önemli bir dönemeç söz konusu. Irak yönetimi için gündemde artık, çekilme sonrasındaki güvenlik düzeninin nasıl işleyeceği bulunuyor; haberler bu yeni dönemin zorluklarına dikkat çekiyor.
Gazze'de ise İsrail ordusunun farklı bölgelere düzenlediği saldırılarda sekiz Filistinli hayatını kaybetti. Aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda kişi yaralandı. Bu sayı, aktarılan saldırılara ilişkin; savaşın toplam bilançosu değil. Diplomasi cephesinde Katar Başbakanı, İsrail'in Doha'nın ateşkes sağlama çabalarını başından beri baltaladığını söyledi. Bu, Katar tarafının değerlendirmesi. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz da başka ülkelerde bulunan Hamas liderlerinin hedefte olduğunu açıkladı. Böylece Gazze'deki can kayıplarının yanı sıra, çatışmanın başka ülkelerdeki hedeflere taşınmasına ilişkin tehditler de gündemde. Aktarılan haberlerde yeni bir ateşkes uzlaşması duyurulmuyor.
Myanmar'dan da ağır bir saldırı haberi geldi. New York Times'ın aktardığına göre ordunun, isyancıların kontrolündeki bölgede bulunan kalabalık bir pazara düzenlediği hava saldırısında en az elli kişi öldü. Haber, bunu son aylarda sivillere yönelik en ölümcül saldırılardan biri olarak nitelendiriyor. Hedef alınan yerin bir pazar olması, saldırının gündelik yaşam üzerindeki yıkıcı etkisini ortaya koyuyor. Ölü sayısı en az ifadesiyle veriliyor; kesinleşmiş nihai bilanço olarak değerlendirilmemeli. Paylaşılan özette yaralı sayısına ya da saldırı sonrasındaki yardım çalışmalarına ilişkin ayrıntı bulunmuyor.
Avrupa'nın güvenlik gündeminde Estonya var. Başbakan Kristen Michal, Ukrayna'ya insansız araç sağlayan Milrem Robotics şirketindeki kundaklama saldırısının Rus özel servislerinin talimatıyla gerçekleştirildiğini söyledi. Kremlin ise bağlantısı olduğu iddiasını reddediyor. Söz konusu yangın ağustos ayında çıkmıştı; yeni gelişme, Estonya'nın olayın sorumluluğunu açık biçimde Rusya'ya yüklemesi. NATO da Avrupa'daki sabotaj faaliyetlerinin Ukrayna'ya desteği durduramayacağı mesajını verdi. Burada tarafların açıklamalarını ayırmak gerekiyor: Estonya resmî bir suçlama yöneltiyor, Rusya bunu kabul etmiyor. Tartışma, Ukrayna'ya destek sağlayan şirketlerin ve altyapının güvenliğini de kapsıyor.
Fransa'da lise öğrencilerinin protestoları büyüyor. Öğrenciler kalabalık sınıflara, yorucu ders programlarına ve personel eksikliğine karşı daha fazla kaynak talep ediyor. Paris ve Rennes dâhil farklı kentlerde okul girişleri kapatıldı; bazı noktalarda polisle çatışmalar yaşandı. İçişleri Bakanı'nın açıklamasına göre salı günü çoğu reşit olmayan dört yüzden fazla kişi gözaltına alındı. Eylemler geçen haftadan beri sürüyor. Haber yalnızca sokaklardaki gerilimden ibaret değil: Protestoların temelinde öğrenim koşulları ve okulların kaynakları var. Gözaltına alınanların çoğunun çocuk olması da adli sürecin izlenmesi gereken ayrı bir boyutu.
Son olarak teknoloji. OpenAI, güvenlik standartlarını karşılamadığını belirttiği yeni modeli Ci Pi Ti altı nokta bir Astra'nın lansmanını iptal etti. Şirket, Avustralya'daki yetkisiz erişim vakası için de özür diledi. Ayrı bir haberde, çalışanların bir testte yaşanan kontrol kaybı konusunda yöneticileri uyardığı, ancak dikkate alınmadığı iddia ediliyor. Bu son bölümün henüz bir iddia olduğunu özellikle ayıralım.
Washington'da ise Trump ve büyük teknoloji şirketleri, yapay zekâ geliştirilmesinde şirketlerin kendi iç kontrollerini uygulamasını öngören bir anlaşma imzaladı. Trump ayrıca federal yönetimin yapay zekâ yerine süper zekâ ifadesini kullanmasını isteyen kararnameye imza attı. Terminoloji değişikliğiyle güvenlik denetimi farklı konular. Bir modelin hangi adla anıldığı, güvenlik standartlarını karşıladığını tek başına göstermiyor. Dünün teknoloji gündeminde hem ürünün durdurulması hem de şirketlerin kendilerini denetlemesi yaklaşımı bu nedenle birlikte öne çıktı.
Bu sabah aktaracaklarımız bu kadar. Gününüzün sakin ve güzel geçmesini diliyorum. Yarın sabah, On Dakikada Dünün Gündemi'nde yeniden buluşmak üzere.